
Bir 30 Mart Sabahı, gün aydınlanır, işe gidenler işine gitmeye başlar, üniversite öğrencileri okullarına doğru yollanır, ilk ve ortaöğretim öğrencileri de tatilden ötürü taşaklar yayılmış, osurarak uyumaktadırlar. Önceki günkü seçimin yorgunluğu sanki herkes oyları kendi saymış gibi suratlara yansımıştır.
Her sabahki gibi, radyoda yine Nihat Sırdar dinlemekteyim, kimilerine göre aşırı başarısız bu radyocu arkadaşımız, beni her zaman eğlendirmiş ve güldürmüş, sabahın köründe beni neşelendirmiş, çok da güzel bir muhalefet yapmıştır her zaman. Tabii ki seçimlerden sonra kendisine bayağ malzeme çıkmıştı, Antalya'ya 28 kere gittikten sonra üzülen başbakanımızdan, Sinop'un CHP'ye geçmesinden, sandık çalarken yakalanan bir ninjadan ve tabii ki, İ. Melih Gökçek ve Kadir Topbaş'ın yeniden kazanmasından. Nihat Sırdar'ın kendisinin de dediği gibi, bu adamlar kazanmasaydı, büyük ihtimalle adamın iş hayatı, elindeki malzemenin azlığından dolayı düşüşe geçecekti, ne yazık ki ancak Nihat için sevinebiliyorum şu an.
Neler olmuş 29 Mart'ta, neler gözümüze çarpmış:
Sayımlar devam ederken, Ankara'nın bir kısmında elektriklerin gitmesi, sunucuların patlaması, sonrasında ise AKP'nin geride olduğu veya takipçisine yakın olduğu bölgeler ve illerde aniden ileri geçmesi.
Geceyarısına kadar istikrarlı bir biçimde CHP'de gözüken Beyoğlu'nun gecenin sonunda ciddi bir yüzdeyle AKP'ye geçmesi.
Daha önce de dediğim gibi, Ankara'da bir adamın sandık çalarken yakalanıp halk tarafından linç girişimine maruz kalması, Melih Gökçek'in gece yarısında yaptığı açıklamada bunların hepsinin CHP'nin provokasyonu olduğunun açıklanması.
Resmi olarak bir TV kanalında veya gazetede yazıldı mı bilmiyorum ama, Ankara'da zabıta arabalarının sayım yerlerine sandıklar getirmesi, içinde heralde çeyiz falan vardır.
"Şanlıurfa'ya ceketimizi aday göstersek kazanır" diyen "THE MAGNIFICENT SEVEN'ın" üzülmesi.
CHP ve AKP'nin temsilcilerinin özellikle Ankara ve İstanbul'da karşılıklı olarak, biz öndeyiz, biz kazandık, gölgelemeyin, kaynaklar farklı, mızıkçılık yapmayın diye atışmaları.
MHP'nin arka planda oyları sağlam bir şekilde arttırmasının ardından mahallemdeki kurt köpeklerinin uluması.
Telefonlarda, internette, ve hatta rakı masalarında "Ulan Kadir Topbaş tamam da, Melih Gökçek'i nasıl seçiyorlar lan?" geyiğinin yaklaşık 342.128 kere dönmesi.
Herşeye rağmen AKP'nin seçim yüzdesinin düşmesi ve doğudaki ciddi desteği kaybetmeye başlaması.
Öte yandan rakı-balık, denize karşı şöyle püfür püfür oturmak, sahillerde sevişmek kavramlarının etkisinin seçimlere yine-yeniden yansıması. (Bir arkadaşım buna "su görmüş olmak" derdi, endüstrinin kuvveti, iş imkanları, eğitimli toplum falan hikaye)
Yukarıda yazılanlar hiç doğru da olmayabilir tabi.
March 31, 2009
Biz bu seçimlerde de bir bok anlamadık.
Labels:
29 mart 2009 yerel seçimleri,
siyaset
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
0 comments:
Post a Comment